• 12 Şubat 2017

    Renkli Metafizik

    Michael J H Deville’ in Metafizik makinesi 2016 yılında çıkan en sevdiğimiz işlerden bir tanesi. Görünüş olarak tam bir makine olan ancak aslında sistem olarak çalışmayan bu renkli görseller herhangi bir şeyi kanıtlama savaşı vermiyor.

    Kullanılan ürünler ve kullanılan renkler ile sistemin çalıştığını hissetseniz de daha dikkatli incelediğinizde aslında ipin ucunun bir yerde kaçtığını fark edeceksiniz.

    Metafizik açısından absürt veya saçma diye adlandırabileceğimiz bu düzenlemeler görsel açıdan bizde bambaşka bir etki yaratıyor.

  • 12 Şubat 2017

    Pastel ve geometrik Lunapark

    Zaman içerisinde dünya durmadan değişti. Biz de Lunapark olarak yerimizde durmadık ve 2016 yılının ikinci yarısında yenilenmeye karar verdik.

    Sektördeki 12. Yılımızı devirmiştik ve bu kadar güzel geçen günlere yakışır bir kurumsal tasarım hazırladık.

    Bu kez Lunapark’ı geometrik formlar ile anlatmaya çalıştık. Dönme dolabın dairesini aldık, çadırların üçgenlerini. Çizgili formlarımızı da asla unutmayarak yaptığımız her işe farklı formlar geliştirdik.

    Pastel tonlarda seçtiğimiz kurumsal renklerimiz ile birlikte altın rengini kullanarak şıklığı ve dinamikliği yakaladık.

    Bu yenilenmede geçmişe de bir selam göndermeyi unutmadık. Çok sevdiğimiz Memphis akımına biraz olsun yaklaşmaya çalışarak ona sahip çıkmaya çalıştık.

  • 9 Şubat 2017

    Biyofilik Tasarım

    Yeşilin içinde çalışmak isteyen parmak kaldırsın!

    Hangimiz havalar biraz ısınmaya başladığında iş yerimize veya okulumuza en yakın parka gidip örtülerimizi sermek ve saatlerce oturmak için planlar yapmıyoruz? Ya da ailecek gittiğimiz piknikleri bir düşünsenize, tüm gün doğanın içinde ve çok mutlu bir şekilde.

    İnsan davranışlarıyla ve insanların özlem duydukları konularla da şekillenen mekan tasarım trendlerinden en yenisi biyofilik tasarımdan da işte tam da bu noktada konuşmak gerektiğini düşünüyoruz.

    Kısaca bahsetmek gerekirse; insanın Doğa ile kurduğu bağı sıkı tutmaya çalışan, onun varlığını sürekli insana hissettiren bir yaklaşım. Bu tasarım yaklaşımının temel amacı kullanıcıların günlük hayatta da Doğa ile Kurduğu bağı korumasını sağlamak.

    Ofis tasarımı konusunda denklemi değiştirecek gibi görünen bu yaklaşım aslında bir ihtiyaçtan ortaya çıkmış. Tüm gün kapalı alanlarda, gün ışığını sadece molalarda gören, yapay bir havalandırma ile günü geçiren çalışanlarını Doğa ile buluşturup, canlanmasını sağlayan büyük firmaların talepleri bu ihtiyacı doğurmuş.

    Motivasyonu ve verimi arttıracağı düşünülen bu trend umarım kısa süre içinde her ofise az da olsa yayılır. Biz de ayaklarımız çime bassın istiyoruz, elektriği alır.

Sitede Ara
Blog Kategorileri
back_to_top_button